Ah ne çok özledim seni
Bir bilsen ah bir görsen
Sonbaharlarım gelir
O yaprak hiç düşmez
Hepsi bitti hepsi bitti
Hepsi kaybolan günlerdi
Bir yalnız sen bir yalnız ben
Bizi ne nasıl tüketti ki
Belki unuturuz onu
Tüm kasımdan kalma çiçekler gibi
Arasına koyarız şarkı yazdığımız
Kırık hayaller saklı defterin...
Belki de saklarız onu
Kalbimizde bir delik açar gibi
Belki denize ulaşır içimizdeki nehirler bir gün
Yine yazı bekleriz...
Ah ne çok özledim seni
Bir bilsen ah bir görsen
Sonbaharlarım gelir
O yaprak hiç düşmez
Seni bekler yağmurlarım
Öyle bir yağar ki hiç dinmez
Sonra yedi bahar geçer
O yaz hiç, hiç gelmez
Belki unuturuz onu
Tüm kasımdan kalma çiçekler gibi
Arasına koyarız şarkı yazdığımız
Kırık hayaller saklı defterin...
Belki de saklarız onu
Kalbimizde bir delik açar gibi
Belki denize ulaşır içimizdeki nehirler bir gün
Yine yazı bekleriz...
Yaş otuz beş yolun yarısı eder
dante gibi ortasındayız ömrün
delikanlı çağımızdaki cevher
yalvarmak yakarmak nafile bugün
gözünün yaşına bakmadan gider
şakaklarıma kar mı yağdı ne
benim mi allahım bu çizgili yüz
ya gözler altındaki mor halkalar
neden böyle düşman görünürsünüz
yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
zamanla nasıl değişiyor insan!
hangi resme baksam ben değilim
nerde o günler, o şevk, o heyecan?
bu güler yüzlü adam ben değilim;
yalandır kaygısız olduğum yalan.
hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
hatırası bile yabancı gelir.
hayata beraber başladığımız,
dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
gittikçe artıyor yalnızlığımız
gökyüzünün başka rengide varmıs!
geç fark ettim taşın sert olduğunu
su insanı boğar, ateş yakarmış!
her doğan günün bir dert olduğunu
insan bu yaşa gelince anlarmış
ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
her yıl biraz daha benimsediğim
ne dönüp duruyor havada kuşlar?
nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
neylersin ölüm herkesin başında
uydum uyanamadım olacak
kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
bir namazlık saltanatın olacak
taht misali o musalla taşında